Ettom Genç Girişimciler Fikir Kampı 2015 Eskişehir

Ettom’un bu sene 3. sünü düzenlediği Girişimcilik ve fikir kampındaydım. 13 Mart Cuma günü başlayan kamp 15 Mart Pazar günü sona erdi. Kamp gerçekten ismi gibi bir kamp alanında tam da konseptine uygun yapıldı. 3 gün süren kamp gerçekten yorucu fakat bir o kadar da eğlenceliydi. Etkinlik alanımızı aşağıdaki resimlerde görebilirsiniz.

Etkinlik alanımızdan

Etkinlik alanımızdan

Etkinlik alanımızdan

Etkinlik alanımızdan

1.13 Mart Cuma günü yani ilk gün fikir kampının düzenlendiği yere otobüsle geçtik, protokol ve açılış konuşmasından sonra Levent hocanın aşırı bilimsel 😀 yöntemleri ile 8 takıma ayrıldık.

Takımlar belirlenirken

Levent Hocamız Takımları belirlerken

Takımlar seçilirken ilk önce kendini, teknocu, tasarımcı ve iş adamı olarak görenler olarak gruplara ayrıldık ben teknocu grubundaydım ve sayımız çok azdı. Sonraki adım olarak her üç gruptan kişiler seçilip 6 kişilik takımlar kuruldu. Kurulan takımların bence en güzel özelliği birbirlerini tanımıyor olmalarıydı böylece fikir ve projeyi geliştirirken kimsenin kimseye bir ön yargısı olmadı. Her takımda birer de yol gösterici (mentor kelimesine de hiç alışamadım) vardı.

Etkinlikte üzerine iş modeli geliştirmemiz istenen 2 farklı sorun vardı.
Bunlar;

1. Engellilerin toplumsal hayata katılımı
2. Genç dostu kentlerin oluşturulması

Bu 2 sorundan birincisi 4 gruba, ikincisi de kalan 4 gruba verildi. Bizim takımın uğraşacağı sorun ise 2. sorun yani Eskişehir’i genç dostu bir şehir haline getirmek olarak belirlenmişti.

İlk iş olarak takımların tanışması istenildi fakat öyle yayıla yayıla hayat hikayeni anlatmak yok, her şey nizami ve kısa sürede.. Velhasıl-ı kelam takım üyelerinin her birinin hayat hikayesini 1 dakikada masadaki diğer takım üyelerine anlatılması istenildi. Tabi bu kısa tanışma merasiminden sonra da giriştiğimiz hiçbir iş zamansız ve plansız olmadı.

Levent hoca ve bilgilendirilme..

fikirler, fikirler, fikirler

Levent hocanın işlenecek adım ile ilgili bilgilendirmesinden sonra zamanla yarış başlıyordu. Bence en heyecanlı kısımlar da bunlardı.

Saniyeler ve dakikalar ile verilen bu kısa sürelerde(zaman görecelidir tabi) sorunu anlama ve sorun üzerine fikir yürütme adımları ile sorunumuzu net bir şekilde tanımaya başladık. Daha sonra sorunumuz hakkındaki bilinen bilinmeyen tüm noktaları yazarak ortaya koymaya başladık, resmen fikirler havada uçuşuyordu.

Takım olarak fikir yürütme qeyf

Takım olarak fikir yürütme qeyf :p

Takım arkadaşlarım, (İrem, Kübra, Berkay, Tuğba ve Firdevs) ve yol göstericimiz(Burak)  ile birlikte beyin fırtınası yapmaya ve sağda gördüğünüz gibi fikirleri yapıştırmaya başladık. Tabi bir de her takımın kardeş takımı vardı. Bize gelmeyen, diğer sorunu ele alan yanımızdaki masa ise bizim kardeş takımımız olmuştu.

Gerçek bir firma kurarken nasıl kullanıcı kitlesinden müşteri ilişkilerine kadar her şeyi detaylı bir şekilde düşünmek gerekiyor ise kampta yaptığımız şey de tam olarak buydu. Sorunu çözecek bir iş modeli geliştirmek ki ilk günün sonunda artık her takımın aklında nasıl bir iş modeli geliştireceği şekillenmişti.

2. Gün

14 Mart Cumartesi günü ise daha eğlenceli geçti çünkü bir önceki gün yalnızca sorunu ortaya koymak için çalışmıştık. Fakat bugun artık ortaya konan sorunlara çözüm arayacaktık. Çözüm ararken klasik şekilde ben bu sorunu nasıl çözerim şeklinde fikir yürütmek yerine, ben ne yaparsam bu sorun daha karmaşık hale gelir şeklinde ters fikir yürütme yöntemleri de uyguladık ve çözüm için yine sorunları belirlerken olduğu gibi fikirler havada uçuşuyordu. Tabi ki bugün de her adımı, zamanla yarışarak yapıyorduk.

Kardeş takımımız sunum yaparken

Kardeş takımımız sunum yaparken

Ürettiğimiz fikir ve çözümleri kardeş takıma sunmak da adımlardan birisiydi ve söylemek gerekirse, insan üzerine düşündüğü ve tasarladığı bir şeyi en iyi başkalarına anlatırken anlayabiliyor, eksiklerini ve açıklarını görebiliyor. Bizim kardeş takımımız geri dönüş konusunda acaip iyiydi, tam olmaz deyip karışıklığa düştüğümüz zaman bize çıkar yol gösteren ve bizi olumsuz düşüncelerden alan koca bir ekip, buradan da kendilerine başta ibrahim 😀 olmak üzere teşekkür ediyorum.

En yoğun geçen gün ikinci gündü çünkü artık tamamen olaya kanalize olmuştuk ve çözüm önerileri havada uçuşuyordu. Yalnızca 8 masa vardı ama binlerce fikir üretilmişti. E tabi fikir olur da ego eksik kalır mı hiç? Fikirler çoğaldıkça masalardaki sesler de yükselmeye başlamıştı. Her masada yükselen sesler aslında ego savaşlarının da sinyalleriydi. “Egosu çok olan kazansın!” bu mottoyu benimseyen gruplar birbirlerine düşmekten öteye gidemediler. Bizim takım bu konuda şanslıydı, çünkü her nekadar fikirlerimizi sağlam bir şekilde savunsak da yeri gelince egomuzu bırakıp “evet ben bir hata yaptım!” demesini bildik. 🙂

Fikir Selfie

Fikir Selfie

Masalardaki yemeklerle selfie yapılır da fikirlerle yapılmaz mı? Pek tabii fikir selfiemizi de sağ tarafta görebilirsiniz. Aslında ikinci gün en yorucu gündü diyebilirim. Çünkü akşam olup da etkinlikten çıkınca dahi gruplar kafeleri mesken tutup çalışmalarına devam ettiler. Biz de takım olarak bir kaç fire ile de olsa çalışmalara bir kafe de devam ettik.

Bulduğumuz çözüm aslında güzel olmasına rağmen gelir yapısı açısından eksik yönleri vardı ve kar amacı gütmekten çok sosyal sorumluluk projesine dönmek üzereydi. Üstüne bir kaç firma yetkilisi ile görüşüp, işkur ve kosgeb in neler yaptığını da araştırınca bizim proje suya düştü. O gün akşam evlere dağıldığımızda akıllarımızda yeni bir çözüm yoktu ama çözümümüzün suya düştüğü gün gibi ortaya çıkmıştı, başka şeyler yapmalıydık hem de çok hızlı yapmalıydık çünkü elimizde  yalnızca sunumlarımızı yapacağımız son gün kalmıştı…

3.Gün

15 Mart Pazar günü, pazar günü dediğime bakmayın tüm ekipler gece geç saatlere kadar çalışmış ve sabah 9 da otobüsde yerlerini almıştı. Artık son günün verdiği heyecan ve stress iyice hissediliyordu. Fakat bizim ekibin küçük bir sorunu vardı ki sunum yapacak bir iş modelimiz hala yoktu.

Levent hocamız herzamanki gibi enerji dolu bir şekilde iyi bir sunum nasıl yapılır ve akşam yapacağımız sunumun konsepti hakkında bizi bilgilendirdi. Saat 12 olduğunda sunumlar için geri sayım başlamıştı. Akşam 4 e kadar herkesin sunumunu vermesi istenilmişti. Ve biz hala ne yapacağımıza karar verememiştik. Üstüne üstlük sunum yapmamız için yalnızca 180 saniye verilecekti.

Aslında her şey bir önceki akşam etkinlikten sonraki toplantıda Berkay’ın verdiği fikirden çıkmıştı. O fikir bizim ekip için kapkaranlık bir odadaki kıvılcım gibi parladı ve umut ışığı oldu. Bu fikir üzerine kafa yormaya, ilk iki gün yaptığımız iş modeli kağıtlarına en baştan uygulamaya başladık ve iş planımız tüm adımlara çok iyi uydu. Bir yandan da sunum hazırlamak zorundaydık. Güzel bir giriş sayfası ve ardından da 8 sayfa gelecek şekilde bir sunum hazırladık. E tabi sunum yetmez, ekipler kurdukları iş modeli ile ilgili, oyuncak hamur ve çeşitli kırtasiye malzemeleri kullanarak maketler de yaptı.

Kardeş takım sunumu için maket hazırlıyor

Kardeş takım, sunumu için maket hazırlıyor

Ekibimizden Firdevs sunum için maket hazırlıyor

Ekibimizden Firdevs sunum için maket hazırlıyor

Bizim ekip sunumunu tamamlayıp da verdiğinde geriye sunum provası yapmak için çok az
bir vaktimiz kalmıştı. 180 saniye de jüriye tüm derdimizi anlatmış olmak zorundaydık. Sunum için yalnızca 3 prova yapabildik ve yalnızca birinde 180 saniyeyi tutturabilmiştik. Sunumun girişini Kübra, iş modelimiz hakkındaki kanun ve tasarıları Berkay, geriye kalan 4 sayfalık ana hatlar ve işin mali yapısını da ben sunup kapanışı yapacaktım.

Ekip olarak  iş modelimizi son gün bulup, sunumu son dakikalarda vermiş olsak, hatta prova yapamamış dahi olsak bu kez herkesin içine sinmişti. Bir önceki güne nazaran gerçekten herkes inanmaya başlamıştı.

Sunum sırası için kura çekilmişti ve bizim takım 7. sıradaydı. Bu yönden şanslıydık çünkü bizimle aynı sorunu alan diğer tüm takımlar bizden önce anlatmış olacaktı.

Jüri salona geldiğinde ise herkesin gözünden heyecanı okuyabilirdiniz. 3 gün boyunca emek verip ürettiğimiz iş modellerini bugün sunacaktık işte. Sunumu yapacak kişilerden biri olmanın etkisiyle haliyle bende de bir hayli heyecan vardı.

Takımlar çıkmaya başladı, sahne kullanımı ve hareketler konusunda ekip olarak güzel notlar aldık , tabi ben arada tuvalete gidip ufak bir prova yapmayı da unutmadım. Sıra bize geldiğinde aslında çok umutluyduk çünkü bizden önce çıkan takımlar arasında çok parlak bir iş modeli gelmedi. Tabiri caizse tek rakibimiz kendimizdik o an (yazar burada gaza geldi 😀 ).

180 saniye başlamıştı.. Konuşurken Levent hocanın IPHONE6 sının ekranından geri sayımı görebiliyorduk.

2015031512250220150315122500

Kübra güzel bir giriş yaptıktan sonra websitesini tanıttı ve sözü Berkay’a bıraktı. 1 ve 2. sayfa slaytlar bitmişti.

Berkay 3. slayta başladı ve konu ile ilgili kanun ve yasa tasarısından bahsetti, 5. slaytı da bitirip sözü bana bıraktı.

6. slaytı anlatmaya başladığımda geriye sadece 75 saniyemiz kalmıştı. İş modelinin uygulanabilirliği ve piyasadaki ihtiyacı açıklamaya başladım. Onları halledince 7 ve 8. slaytta yer alan mali yapıyı hızlıca geçip, son slayta geldim. En heyecanlı yeri burasıydı ve son slaytı da bitirip teşekkür ettiğimde sadece 2 saniyemiz kalmıştı.

İşte olmuştu zamanında bitirebilmiştik sunumumuzu, ayrıca jürinin sorduğu sorulara verdiğimiz cevaplar ve jüriden aldığımız yorumlar da iç açıcıydı. Heyecanla sonucu beklemeye başladık. 3 gün boyunca uğraşıp kafaya takıp ürettiğimiz fikirlerimiz değerlendirilmeye başlanmıştı.

Sonuç açıklanırken belki de en umutlu takım bizim takımdı. Çünkü ürettiğimiz fikir istenileni gayet yerine getiriyordu ayrıca sunumumuzu da başarılı bir şekilde yapabilmiştik.

Ve beklenen an.. Sonuç açıklandı.. 1. olan takım bizim takımdı. Kısa sürede çok iş yapmıştık resmen gerek sunumumuz, gerek yaptığımız maketlerle juriyi kapmıştık ve liderliği de göğüsledik. Böylece aslında takım olarak Einstein’ın “Bana bir problem ve 1 saat süre verilse bu sürenin 45 dakikasını problemi anlamaya, 10 dakikasını çözüm yolları üretmeye, 5 dakikasını çözmeye ayırırım.” sözünü de tekrar doğrulamış olduk.

20150315122913

1. olmak da yakışmış bize

Neyse işin hikaye kısmı bir yana bu etkinlik gerçekten çok şey kattı bana eminim etkinliğe katılan herkes aynı şekilde düşünüyordur. Zamanı yönetmenin ve disiplinin ne demek olduğunu Levent hoca çok güzel öğretiyor. Ayrıca insan bir araya gelirse 3 gün gibi kısacık bir vakitte neler yapabileceğini görmüş oluyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *