Category Archives: Uncategorized

Django Rest Framework, Testing ImageField

I start developing a web API with Django rest framework lately. So It was a little bit challenging for me to write the test for ImageField because I am not so familiar with Django environment.

So I just publish how I got over the problem. Maybe it helps someone out there.

In my case, It was a simple category app with photo field. All we need to do is populate the field with an image file but the trick is that the request format must be ‘multipart‘.

 

Slim framework 3 and Jquery File Upload

This week, I tried php slim framework 3 and also implemented the Jquery File Upload plugin. Project contains only one controller which is named as “UploadController” under the namespace of “Imagely”.

In order to try the project, you can easily clone the repository, Install the dependencies via composer and start using the project.

It has also a simple Eloquent model. If you set up a database you can also store some information about the images that you upload.

For the front-end you will see a simple bootstrap template.

You can find the repo at link below. I hope this helps some people out there.

https://github.com/unicod3/slim3-jqueryFileUpload

Alıntı

Her okuduğumda farklı anlamlar çıkarttığım bir kitap olan Küçük Prens kitabından ufak bir pasaj;

“Ancak evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin” dedi Tilki.
“İnsanlar artık hiçbir şeyi tanımaya vakit ayırmıyorlar. Hazır şeyleri satın alıyorlar tacirlerden. Dost satan tacir olmadığı için, insanların da hiç dostu olmuyor. Sen dost olmak istiyorsan, evcilleştir beni!”

“Ne yapmalıyım?” diye sordu Küçük Prens.

 “Çok sabırlı olmalısın” diye yanıt verdi Tilki. “Önce benden biraz uzakta, şöyle, otların üstüne oturacaksın. Ben sana göz ucuyla bakacağım, sen hiç ağzını açmayacaksın. Çünkü dil yanlış anlamaların asıl nedenidir. Ama hergün bana biraz daha yakın bir yere oturacaksın.”
Ertesi gün Küçük Prens yine geldi.

 “Aynı saatte gelseydin daha iyi olurdu” dedi Tilki. “Mesela, öğleden sonra saat dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Vakit ilerledikçe, ben de kendimi o ölçüde mutlu hissederim. Saat dört oldu mu da kıpırdanmaya, kaygılanmaya başlarım şimdiden; mutluluğun değerini anlamışımdır. Oysa sen herhangi bir saatte gelirsen, yüreğimi gelişin için hazırlayamam.”

Küçük Prens ~ Antoine de Saint-Exupéry

İletişim üzerine bir şeyler…

printMakro evrenden,  mikro evrene tüm problemler ve bu problemlerin çözümü aslında temel olarak bir iletişim ve haberleşme problemidir. Bir evren düşünün ki sürekli bir biri ile iletişim halinde, gezegenler güneş ile bir oran ve şekle göre iletişim halinde, hayvanlar birbirleri ile koku, ses veya daha kompleks olan düşünce yolu ile, hücreler biyolojik ve kimyasal yollar ile iletişir ve haberleşirler. Hatta dinlere baktığımızda tanrılar dahi yarattıkları kulları ile haberleşmek için bir aracı kullanırlar. Ben bu yazıda daha çok çalakalem iletişimin insanlar arasındaki boyutu ile ilgilenmeye çalışacağım.

İletişimin, insanlar arasında ilkel anlamda her zaman var olduğu bilinse de alfabetik olarak birşeylerin ortaya çıkmasının M.Ö 3000 li yıllara dayandığı bilinmektedir. Gördüğümüz üzere insanlar iletişimi bir yere kadar ilkel(şuana kıyas ile) anlamda götürdükten sonra daha kolay bir hale getirmek için harfleri veya şekilleri kullanmayı tercih etmişlerdir. Milattan sonra insanlara yalnızca yazı yazmak yetmemeye başladı, zaman geçtikçe yazılan bu yazılar kağıtlar üzerine yazılmaya başlandı. Ayrıca yazılan metinlerin başka insanlar tarafından okunmasının zorluğu ortaya çıktı. Bunun üzerine bu problemin çözümü olarak posta servisleri kurulmaya ve yazılan yazıtların uzak diyarlardaki insanlara aktarılmasına başlandı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAKitapların el yazımı olması yalnızca sınırlı sayıda üretilmesini neredeyse zorunlu kılıyordu. Bu yüzden insanlar bu sorunu aşabilmek adına mekanik anlamda matbaayı icat etti. İnsanlar arasındaki iletişim giderek hızlanıyordu. Kitaplar daha hızlı basılmaya başlandı. Daha sonra daktilo ve fotokopi makineleri ile iletişim daha fazla sürat kazandı. Fakat buraya kadar olan gelişmeler her nekadar tüm dünyayı etkilese de tabi ki her yerde aynı hızda bir gelişme olmadı. Her toplum farklı hızlarda gelişti ve farklı hızlarda yeniliklere ayak uydurdu veya uyduramadı, ta ki elektrik ve bunun sonucu olarak elektronik insanlık tarafından farkedilinceye kadar.

M.S 1700 lü yıllardan başlayarak insanlar elektirik ile iletişim fikri üzerine çalışmalara başladı. 1800 lü yıllarda ise telgraf ile birlikte somut bir başarı elde edildi. 1800 lü yıllar ve sonrası iletişim adına muhteşem gelişmeleri ortaya çıkartmıştır. Toplum kitlelerine hitap edilebilen radyo başta olmak üzere televizyon da 1900 lü yıllarda kullanılabilir bir şekilde hayata geçirilmiştir. İnsanların iletişim anlayışı bu yönde hızla evrilirken, yenilikler de hız kesmeden devam etmiştir.

The Complex Number Calculator (CNC)1930 lu yıllardan başlayarak iletişim adına çok daha farklı gelişmeler yaşanmaya başladı. İlk bilgisayarların ve 1960 da internetin icadı ile iletişim çok farklı bir boyut kazandı. Uzaktaki insanların artık birbirleri ile haberleşirken haftalar veya aylarca beklemesine gerek kalmadı. Daha sonralardan insanların internet üzerinde topluluklar oluşturabildiği platformlar geliştirildi ve ‘sosyal ağlar’ kurulmaya başlandı. Artık insanlar daha hızlı bir şekilde haberleşip bir çok sorunu yerinden kalkmadan halledebilmeye başladılar.

Sosyal Ağ kavramı yeni bir kavram gibi görünse de aslında yukarıda bahsetmiş olduğum tüm süreçler sosyal ağ kavramının bir parçası olarak görülebilir. Çünkü bakıldığında insanların tarih boyunca sürekli bir iletişim ağı kurma çabasında olduklarını görebiliyoruz. 21. yy ise bu anlamda devrim niteliğini taşımaktadır diye düşünüyorum. Artık taşınabilir bir bilgisayar da diyebileceğimiz akıllı telefonların ve anlık mesaj uygulamalarının yaygınlaşmasıyla iletişim belki de 20 yıl öncesinde bir çok insanın hayal dahi edemeyeceği bir boyuta büründü. Yapay zeka çalışmalarının hızla devam ettiğini düşünürsek, insanlar çok da uzak olmayan bir gelecekte iletişim ihtiyacını karşılamak için belki de hattın karşı ucunda canlı bir insan dahi olmasına gerek duymayacak.

Sosyal Ağ kavramı üzerine google da bir şeyler bakarken TIME’da yayınlanmış  güzel bir video buldum.